DEĞİŞİM İÇİN HİKAYE ANLATICILIĞI

“Kelimeler bir fikir, hikâyeler ise bir bakış açısı ifade ederler.”

Her geçen gün organizasyonlar, hikâye anlatıcılığının güçlü bir araç olduğunu kabul etmeye ve bu aracın bakış açısı yaratma gücünü kullanmaya başladılar; liderlik gelişiminde, stratejik mesajlar verirken, pazarlama yaparken, takım oluştururken, organizasyonun ortamını ve kültürünü geliştirirken.

Hikâye anlatıcılığının büyüsünü keşfeden organizasyonlar satışlarını ve amaçlarını kitlelere hikâyelerle anlatırken, bireyler de hikâyelerin gücünü kullanmaya başladı günümüzde; facebook’taki “Hikayen” başlığı, instagram’daki “Hikayeler” bölümü, Ted-Talks konuşmalarında bireysel hikayesini anlatıp devleşenler…

HİKÂYE ANLATMA NEDİR?

Hikâye anlatma, sosyal bir dünya yaratmayı ve paylaşmayı amaçlayan benzersiz bir insan eylemidir. Hikâye; bir hikâye anlatıcısı, bir anlatı ve bir dinleyen bir araya geldiğinde oluşur. Anlatılan hikâyelerin tekrarlanması ise, onları sonsuz kılar. Hikâye anlatmak, varoluşumuzu ve deneyimlerimizi anlamlandırdığımızdan beri dünyada var. Hatta hayatta kalmamızı, refah ve barış içinde yaşamamızı sağlayan asıl şey.  

Hikâye anlatımı, yeni ve eski fikirlerle etkileşim kurma, hatırlama, öğrenme, hayal etme, iletişim kurma ve geleceğimizi hayal etme biçimimizdir. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi, hangi değerleri neden aktardığımızı incelediğimiz yerdir. Yaptıklarımızı/yapmadıklarımızı ve yeni olasılıkları görme yolumuzdur.

Hikâye anlatımı, anlatan ile dinleyenin birlikte yaptığı ortak bir eylemdir.   Birlikte yaratılan hikâyelerin asıl büyüsü ise, her dinleyicinin zihninde başka gerçekleşmeleridir.

PROFESYONEL KOÇLUK MESLEĞİNDE HİKÂYE ANLATICILIĞI

Dünyada bir süredir verilen ve Türkiye’ye gelişinin üzerinden çok zaman geçmeyen hikâye anlatıcılığı eğitimleri, yeni meslek gruplarının da gelişimi için çok önemli. Hikâye anlatıcılığı ile güçlenecek yeni mesleklerden biri de “Profesyonel Koçluk”.

Koçlar, kendilerine koçluk yeterliliklerini kazandıran temel koçluk eğitimlerini aldıktan hemen sonra danışanları ile çalışmaya başlayabilirler. Ben de bir koç olduğumdan bunun ilk zamanlar ne derece güç ve zorlu olduğunu bilirim. Acaba danışanıma kendimi nasıl anlatmalıyım? Güvenini kazanmak için neler yapmalıyım? Bana kendini apaçık anlatabilmesi için ona nasıl yaklaşmalıyım?

Koçun danışanı ile birlikte çıktığı bu güven, açıklık, sevgi ve saygı dolu yolculuk nasıl başlamalı ve nasıl devam etmeli? Etkin hikâyeler anlatmak, inanın bu yolculuğu hem keyifli hem de anlamlı kılıyor. Denedim, oradan biliyorum.

Koçluk seansında doğru hikâyeyi doğru şekilde anlatmak, hafızada canlandırılması güç durumları kolay anlaşılır ve unutulmaz kılar. Hikâyeyi dinleyen danışan, hikâye ile meşgul olduğundan girdiği döngüden kurtulur ve zihni daha yaratıcı ve hayale dönük çalışır.

Hikâye anlatan koç, danışanına hikâyenin sonunu düşündürür, onun hikâyeye katılmasını sağlar ve finalini yapması için özgür bırakırsa çıkılan bu hikâye yolculuğunda danışan kendine gider. Bazen de koçun danışanın karakterine benzer bir kahramanı olur hikâyesinde. Bu kahraman, danışanın binmek istemediği o duygusal lunapark trenine biner ve zorlamak istemediği derin inançlarını zorlar. Ve tabi ki Koç, tüm bunları yaparken “gerçek kendini” hikâyeye dâhil eder ve anlattığı hikâyenin sorumluluğunu taşır.

Her koçun hikâye çantasında; Öngörü ve hedef belirleme hikâyeleri (Neyi başarmak istiyorsun?), Problem çözme hikâyeleri (Bunu nasıl başaracaksın?),Tekrar gözden geçirme ve yaratıcılık hikâyeleri (Bu meseleye başka hangi açılardan bakabiliriz?), Güçlendirme hikâyeleri ( Bunu yapabilirsin!) ve Başarı- özsaygı hikâyeleri (Yapabileceğini biliyordum!) olmalıdır.

Her hikâye bir yolculuktur! Danışanlarınızın hikâyeleri ile başlayacağınız yolculuk öncesi, cebinizde anlatabileceğiniz kendi hikâyelerinizin olması önemlidir. Çünkü hikâyeler, insanoğlunun 100.000 yıl önce başladığı iletişim gayretini zirveye taşır.

BENİM HİKÂYEM

Hikâyelerin büyüsüne kapılan, okuduğu her hikâyenin içinde kendine yer bulan bir çocuktum. Büyüdüğümde öyle çok hikâye bilmek istedim ki, gidip Türk Dili ve Edebiyatı okudum. Sonra başka ülkelerdeki hikâyeleri merak ettim ve öğretmenlik sayesinde hem başka diyarlara gittim, hem de başka diyarlardan gelenleri eğittim. Sonra koç oldum ve kendi hikâyelerini yazmak isteyenlerle çalıştım.

ICF’in akredite koçu olmak için girdiğim ACC sınavında karşıma çıkan hikâye anlatıcılığı soruları ile hikâye okumakla anlatmak arasındaki farkı ve bundaki eksiğimi gördüm. Kanada’da aldığım “Storytelling for Change” (Değişim için Hikâye Anlatıcılığı) eğitimi beni bu konuda hem bilgi hem de ilgi sahibi yaptı.

Beni “şimdiki ben” yapan sürecin hikâyesinden başlayıp, koçluğumu nasıl yaptığımın hikâyesini ortaya çıkarmak kadar keyif aldığım bir çalışma yapmadım bugüne kadar.

Şimdi, hikâye anlatmanın sırrına ermek isteyenler için “Hikâye Anlatıcılığı” eğitimleri veriyor ve katılanların kendi hikâyelerini keşfe çıktıkları bu deneyimde onlara yol arkadaşlığı yapıyorum.  

 
Günay ÖZARIN ÖZTÜRK

ACC Profesyonel Koçluk Eğitmeni, Eğitim ve Kariyer Koçu, Koç Süpervizörü, Hikâye Anlatıcısı, Yazar

 

Yazarın diğer yazıları:

Bilgi ve Kayıt Formu