İNSANLARIN OYNADIĞI OYUNLAR

İnsan İlişkilerinin Psikolojisi

Eric Berne 

Transsaksiyonel Analiz ’in kuramcısı Eric Berne’nin, hepimizin günlük hayatta oynadığı tatlı(!) oyunları ortaya koyan etkileyici kitabı. Sadece koçlar değil, herkesin okuması ve içinde bulunduğu oyunu görmek için bir bakması gerekir dedirten kitap. 

Transsaksiyonel analizi (TA) bilmeyenler için, “Ben OK’im, Sen OK’sin” kitabını tavsiye ederim. Özetle TA nedir derseniz? Yetişkin, çocuk ve ebeveyn rollerinin gerekli gereksiz hayatımızı girmesdir derim. Yetişkin-yetişkin ilişkisini nasıl doğru kuracağımızı anlatan, rolleri tarif edip, hayatımızı “insan” gibi yaşamamıza zorlayan kitaptır. 

Konumuza yani kitabımıza dönecek olursak. Ay aman of!, ne çok oyun oynuyormuşuz; inanılır gibi değil… Bilimsel hazırlığı olmayanlar için önerim okumaya II. kısımdan başlamaları (99. Sahife). Örnekler ilginizi çekerse birinci kısma dönüp, kuramın mantığını uzun cümleler ile anlamaya hazır olursunuz. 

Neden oynanıyor bu oyunlar ? 

Yani öncelikle, anne – babadan, kültürden öğreniyoruz. Sanki öyle yapılması gerekiyor gibi. Evcilik oyununda olduğu gibi. 

Daha çok da yetişkin olmamak için bir dirençtir rollerimiz. 

İstetmediğimiz bir durumdan kurutulmak için de uygulanıyor: Sorumluluk almamak, büyümemek, ödün vermemek, seks yapmamak, beğenilmek, ödettirmek vb.
Oyunda hep taraflar var, herkes sorumlu; sadece oyunu başlatan değiş. 

Demem o ki; şimdi aşağıda oynana oynayanlara örnek vereceğim. Aaaa bu oyunu oynayanı biliyorum dedikten sonra; siz ne rolü oynamışsınız ona da bakın lütfen. Oyunun tek tarafı yok. Oyunu başlatan başkası olsa bile katılanların da çıkarı var. 

İNSANLARIN OYNADIĞI OYUNLARDAN ÖRNEKLER
Aşağıda bazı örnekleri paylaşıyorum. Detaylar, diğer örnekler ve anti tezler için kitabı öneririm: 

Bak ne çok uğraştım: 

Boşanmak isteyen eşin oynadığı bir oyundur. Terapiste önce kendi gider; sonuç almamak için. Arkadaşlarla konuşur, sonuç almamak için. Hedefi “ben çok uğraştım ama evliliğimiz yürümüyor” diyebilmektir. 

Ders çalışan öğrenci örneği de güzeldir. Sabahları erken kalkar, sürekli ödevi vardır. Sürekli soru çözüyordur. Hedef, “Çok çalıştım ama olmadı” diyebilmek, başarısızlığına kılıf aramaktır. Bu rollerin hakkını vermek için de çok uğraşırlar. Hatta yıllarını geçirenler olur. 

Bezginim:
Genelde annelerimizin oynadığı bir oyundur. “Saçımı süpürge ettim” yakınmasının bir versiyonudur. Ailesi için kendine çok fazla yük yükleyen kadının en sonunda hastaneye düşecek kadar, kendini zorlamasıdır. 

Ülserini saklayan baba da benzer bir roldedir. Çocukları için kendini gözetmeyen bu insanlar, çok ciddi bir sevgi açlığını böyle gidermektedirler. 

Sevgilim:
Çok kurnazca oynanan bir oyun. Kalabalık bir ortamda eşe söylenen güya şaka yollu “Güzel karım, sadece annesi geldiğinde güzel yemek yapar” deyip sonradan bir de onay istemek “değil mi canım?” Hayır desen bir türlü, demesen başka… Her halükarda oyunun içine çekilip, laf sokarsan eşin de istediğine kavuşmuş olur. Güzel bir kavga sebebi.

Kusurcular:
Yanana gelen ev kadınları, iş arkadaşları, ev oturmasında anneler/babalar tarafından oynanır. Orada olmayan birilerini veya bir kesimi gömme üzerine ortaklık yapılmıştır. 

Diğerlerine kusur bulunarak kendini üste çıkarma oyunudur:

  • Zavallı Suriyeliler
  • Ah şu cahiller
  • Milli eğitimde ne karar aldılar duydun mu? 
  • Çocuğuna nasıl davrandı gördün mü?

Belki de en çok oynanan oyun türüdür. Herkes hem şaşırır, hem de ya öyle deyip kendi örneğini anlatır. Biz farklıyız; seninle aynı seviyedeyiz demenin çok dolaylı bir yoldurur. Ne de olsa kimi gömsen ondan daha iyi durumdasın…

Kurnaz beceriksizler:
Böyle bir oyun varmış; Okuyunca öğrendim. Hani evine gelip, ortalığı dağıtan, kıran döken, masaya leke yapan tipler var ya; bunu bir oyun için yapıyorlarmış. Türkiye versiyonunda yaramaz çocuğu misafirlikte salmak da var. Amacı, seni küçük düşürmek. İlişkiyi zora sokup, koparmak olabilir. 

Evet ama…

Hem dertliler, hem de her türlü çözüme bahane bulanlar. Bunlardan da çok var. Eğitimlerimde rastlıyorum. Ne önersem bir bahane buluyor. Şöyle yap diyorum; olmaz bu sebeple diyorlar. Böyle yap diyorum; olmaz şu sebeple diyorlar. Niyetleri zaten yapmamak. Öyle rahatlar. Ama tabi sorumluluğu atmaları da gerekiyor. 

Bak bana neler yaptırdın:
Adam karısını dövüyor. Sebebi, karısı. Adamın hiç suçu yok. Bak bana neler yaptırdı…Bunun uçuk versiyonları da var. Örneğin at yarışında, bir sayı söyle der; söylersin. Sonra senin yüzünden yattık der. Bahane hep başkasıdır. “Hayatım bir restoran seç” der. Sonra “çok kötüydü” der. 

Durdur durdurabilirsen :
Alkoliklerin, tiryakilerin, kötü alışkanlığı olanların oynadığı oyundur. Hep bir sebeple içkisini içer. İyi, kötü hep bir bahane bulur. Amacı senin onu durdurmaya çalışmanı sağlamaktır. İlgiyi üstünde ister. “Baba ilaçlarını almıyorsun”, “canım çok şekerli yiyorsun”; ne dersen de. Zaten amacı bunu duymak. 

Köşe :
Çocuklara çok yapıyoruz bu oyunu. “Kızım yardım et” deriz, bir dakika sonra “hiçbir şeyi beceremiyorsun. Öyle mi yapılır?” deriz. Kız da bilemez yardım mı etsin; etmesin mi. Tam bir köşeye sıkıştırma oyunu. “Arkadaşlarına ver; paylaşımcı ol” deriz; sonra “ “ O vermiyorsa, sen de verme, malını gizle deriz”. Çocuk ne yapsın. 

Frijit kadın:
Fena bir oyun. Kadın frikik verir, erkek baktığında ayılıkla suçlar. Bunun lafını yapmaya da bayılır. Evli çiftler arasında oynandığında erkeği, çok zorlayabilir. “Sen beni sevmiyorsun, vücudumu seviyorsun” bu oyunun bir parçasıdır. Erkeği, isteklerinden dolayı aşağılamak, sorunu çok ciddi boyutlara taşıyıp, adliyelik bir olaya (kavga, boşanma, yaralama vb.) Sürükleyebilir. 

Kavalye:
Bu da erkeğin oynadığı bir oyun. Evli, başarılı erkekler oynuyor. Erkeğin yeni bir arayışta falan olduğu yok. Sadece “tavladım” keyfi yaşamak için, bir kadına çok iyi davranıyor. 

Özellikle iş yerinde. Hem centilmen, hem anlayışlı. Kadın da kendini ona yakın hisseder; böyle erkek bulunmaz diye düşünür. Erkek de egosunu tatmin eder. 

 

Gösterişsiz bilge kişi:
Hahaha 😊)) bu da benim oynamaya çalıştığım ama bu açıklamayla yerle yeksan olan oyun…

En kötüsü ne biliyor musunuz? Bu oyunların çoğu, başka bir yaşam şeklini bilmemekten oynanıyor. İşte bu üzücü. Daha doğru düzgün bir hayatı hak ediyoruz.
Oyunsuz… Anlam dolu …. Yetişkin olarak.
Sadece biraz daha özene ihtiyaç var.

Umut Ahmet Tarakcı
AC Accredited Master Executive Coach
Association For Coaching Türkiye Başkanı

Yazarın diğer yazıları:

Bilgi ve Kayıt Formu