Güç Sahibine Gerçeği Söylemek

Her şeyin birbirini etkilediği, fikirlerin, virüsün, ekonominin globalleştiği bu dünyada zorlu zamanlardan geçtiğimizi düşünüyorum.

Meslek yolculuğunda usta zanaatkar olmaya giden koçlar olarak, bugünlerde mesleğimiz ile ilgili yeni bakış açıları kazanmamızın hem koçluğumuza hem de insanlığa önemli katkılar sunacağına inanıyorum.

İşte bu duygularla okuduğum, hatta bazen yazılarımla katkı sağladığım AC Coaching Perspective Dergisi’nden sizler için seçtiğim bir yazıyı Türkçe’ye çevirdim. 

Koçluk ve Koçluk Süpervizyonu hakkında harika bir bakış açısına sahip olduğuna inandığım, eğitimlerinden çok şey öğrenip ilham aldığım Marie Faire’in “GÜÇ SAHİBİNE GERÇEĞİ SÖYLEMEK- SPEAKING TRUTH TO POWER” yazısını onun izniyle sizlerle paylaşıyorum.

AC Ekim 2020 tarihli Coaching Perspective dergisinden…

Koç, süpervizör ve eğitmen Marie Faire, daha şefkatli ve eşitlikçi bir dünya yaratmada çözümün bir parçası olmak istiyorsak, bizi, mevcut krizlerden öğrenmeye ve güç sahiplerine gerçeği söylemeye davet ediyor.

Sorduğunuzda arkadaşlarımın ve müşterilerimin çoğu, açık sözlü ve herkes gibi fikri olan biri olduğumu söylerler. Bunun, aynı zamanda iyi bir dinleyici olduğum, iyi gelişmiş bir mizah anlayışına sahip olduğum ve fikirlerimi savunurken (çoğunlukla) kendimin farkında olduğum gerçeğiyle hafifletildiğini düşünmeyi seviyorum. En önemlisi, başkalarının benimkinden nasıl farklı fikirlere ulaştığını anlamaya çalışıyorum.

Son altı ayda, er ya da geç karşı karşıya olduğumuz mevcut krizlerin bazı yönlerine dikkat çeken pek çok konuşma yaptım: iklim değişikliği; dünyanın birçok yerinde suya, yiyeceğe, eğitime ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan büyük eşitsizlikler; kirlilik; biyolojik çeşitliliğin kaybolması; çevresel bozulma; yoksulluk; Covid-19; beyaz ırk üstünlükçüleri ve ürkütücü olanlar siyasi sağa doğru gittikçe ilerliyor.

2009 yılında, son finansal çöküşün ardından, John Blakey ve Ian Day, yüksek faizli ev ipotek kredisi kriziyle ilgili yazılar / makaleler yayınladılar: Bankalar battığında tüm koçlar neredeydi? (daha sonra Challenging Coaching adlı kitapları oldu). Üzerinden on yıldan fazla süre geçmiş, koçların krizlerdeki rolü hakkında o zamandan bu güne ne öğrendik acaba diye merak ediyorum.

Gregory Bateson, herhangi bir şeyi tam olarak anlamak istiyorsak, çoklu bakış açıları kazanmanın bir zorunluluk olduğunu söylemiştir. Bunun için, önyargılı, ırkçı, korona virüsün hakim olduğu, ekonomik olarak başarısız olan, iklimi değiştiren bir dünyada, koçun rolü hakkındaki görüşlerini almak için birkaç koç, süpervizör ve koçluğa taraf kişilerle iletişime geçtim.

İnsanlar da dahil olmak üzere tüm yaşam formları, statükoya dönmek üzere programlanmış, kendi kendini düzelten sistemlerdir; “Rahatsızlıklar” yok sayılır, yeniden çerçevelendirilir veya izlenir. Riskten kaçınmaya ve değişime karşı dikkatli olmaya göre donanımlanmışız, bu da bizi oldukça başarılı bir tür haline getirmiş. Bununla birlikte, değişimin gerekli olduğu zamanlar vardır. Eğer risk almazsak, daha önce başarılı olan diğer türler gibi neslimiz tükenebilir.

Şu anda bir tür müyüz? Meslek erbabı mı?

Kriz ve fırsat döneminde koçun rolü nedir?

Dünyanın dört bir yanından cevaplar…

Koçun en değerli rolü, empatinin gelişimini desteklemektir bence. Bunu yapmanın en güçlü yollarından birisi soru sormak ve hikayeleri dinlemekten geçer. Online grup seanslarımdaki gözlemlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki; bu konuşmalara liderlik etmek empatik diyaloglar yaratıyor ve insaların yeni durumlara uygun yaratıcı çözümler hakkında konuşmasını sağlıyor. Belki şimdi, koçluk, bu zorlu zamanlarda bireyleri ve organizasyonları desteklemenin bir yolu olarak daha da önemli bir hale gelecek. İnsanların birbirlerine daha fazla özen göstermeleri, dürüstlük ve yapıcılığı deneyimlemeleri gereken buna benzeyen başka bir zaman daha hiç olmadı kanımca. “

 

Günay ÖZARIN,

Gelişim Koçu ve Süpervizörü, Göz Danışmanlık ve Koçluk

İstanbul, Türkiye

 “Bu zor zamanlara rağmen, şu anda iş gücümüzün boyutunu yıl sonuna kadar önemli ölçüde artırmayı planlıyoruz; Bu başarıyı, şirketin “tek takım” zihniyetine odaklanan değerlerini benimseme biçimine bağlıyorum. Koçluk tepeden aşağıya büyük bir rol oynadı. Şirket olarak koçluğun değerini benimsedik ve ekibimizi insan odaklı geliştirmeye ve güçlendirmeye yönelik yatırımlar yaptık. Böylece insanın gelişimi tüm işe dokunur oldu. Herkesten en iyi sonucu almaları için çalışanlarımıza gerekli araçları sağlamalıyız. Şirket dışından bir koç, ekibimizin bazı davranışlarını yeniden düşünmesine ve “harika”nın neye benzediğini diğerlerinden öğrenmesine olanak tanıdı. “

 

James NEIL,

Genel Müdür,

Dalcour Maclaren

İngiltere, UK

“Koçların, müşterilerinin kriz ve fırsat zamanlarında yollarını bulmalarına yardımcı olmak için harika bir konumda olduklarına inanıyorum. İlişkinin doğası gereği, koçlar, danışanların umutlarını, korkularını ve duygularını ifade etmeleri ve başka bir yerde olma olasılığı olmayan konuşmaları yapmaları için onlara güvenli bir alan sağlar. Koçlar, müşterilerine, ikileme düştükleri belirsiz durumlar sırasında, ayaklarının yere basmasına, odaklanmasına ve kaynaklarını ortaya çıkarmasına yardımcı olabilir. Bu destek, onların yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini canlandırabileceği gibi yeni bakış açıları ve içgörüler kazanmalarına da yardımcı olur. “

Joan van den Brink,

Yönetici ve takım koçu,

Araba Consulting

Amsterdam, Hollanda

Gerekli “yeni normal” gerçekten geçmişte olduğu gibi mi yoksa tek farkı maske takması mı? Yoksa gittiğimiz yolu yeniden kökten düşünmemizi mi gerektiriyor? Koçlar olarak rolümüz, insanların maskeyi takmaya alışmalarına yardımcı olmak mı yoksa, gidilen yön ve seyahat şeklinin değişmesine vesile olmak mı?

Sanırım ‘normale’ dönemeyeceğiz. Karşımıza çıkıp yüzümüze dik dike bakan dehşet verici olaylardan ve fırsatlardan birşeyler öğrenmemiz gerekiyor.

Sık ski koçluk rolümün bir kısmının mahkeme soytarılığı yapmak olduğunu düşünürüm. Ortaçağda mahkeme soytarıları aptal olarak algılanırdı ve bu nedenle söyledikleri alaycı sözlere veya hiciv içeren mesajlara rağmen kellelerinin kesilme riskleri düşük olurdu. Koç olarak ayrıcalıklı bir yere sahip olduğumuzu düşünüyorum. Başkalarının göremediği ve genelde söylemeye cesaret edemediği şeyleri görebilme ve yorumlayabilme ayrıcalığına sahibiz.

Gidilen yönü değiştirebilecek farklı bir bakış açısı sunabilir, hatta paradigma değişimine yol açabilecek alternatif bir perspektif sunabiliriz. Güç sahibine gerçeği söyleyen bir rol model olabiliriz.

Karantinaya alınmadan önce, müşterilerimden biri, firmasının takım çalışması günlerine katılıp katılmayacağımı sordu. Mutlu oldum ve benden o günü onlar için kolaylaştıracak birşey isteyip istemediğini sordum. O günü zaten planladıklarını söyleyerek beni şaşırttı. “Güzel bir gün zaten planlanmış gibi geldi kulağıma, öyleyse, bana neden ihtiyacın var?” diye sordum. (Keyif aldığım) cevabı şuydu: “Gerçekten aptal olup olmadığımızı bize söyleyeceksin!” Ücretimi o gün tek bir kelime ile kazandım – “Gerçekten mi?!?” – O gün, onlar, eylem planlarına karar verirken, benimsedikleri ve gerçekten inandıkları temel değerlerin bazılarını yok sayan görevler ve kazançlar üzerine odaklandılar. İşte o zaman, “Gerçekten mi?!?” sözümle, o gün, durmaya, düşünmeye ve yeniden gözden geçirmeye zorlandılar.

Müşterim, aynayı onlara tutacağımı, gerçeği güç sahibine söyleme riskini alacağımı ve onun Jiminy Cricket’i (*) olacağımı biliyordu. Bu rolün başarısı, takımın şimdi birbirlerine “Marie burada olsaydı ne derdi?” diye sormasıyla kanıtlandı.

“In Bed with Madonna” filminin yönetmeni Alek Keshishian ile yapılan bir röportajda, pop star’ın kötü şöhreti göz önüne alınarak, yönetmene; “Popstar ile çalışmak nasıl bir şey?” diye sorulmuş. Yönetmen cevap vermiş; “Kolaydı. Her gün kovulmaya hazırlıklı olarak içeri girdim. İşinizi en iyi şekilde yapmanın tek yolu bu.” Koçlar olarak bunu riske atmaya istekli miyiz? Bunu ne kadar dikkatli yaparsak yapalım, güç sahibine gerçeği söylemenin her zaman doğal bir riski vardır.

2017’de, Covid-19’dan veya Black Lives Matter hareketinin son zamanlarda yeniden canlanmasından çok önce, Hetty Einzig, “Koçluk Yol Ayrımında” diye yazdı. Yolculuğu usta zanaatkar olmaya giden koçlar ile “Yeni Nesil Koçluk” ile uğraşanlar arasındaki farkı anlattı. “Bunlar, sistematik olarak çalışan, bütünleştirici bir yaklaşım benimseyen ve ‘ortodoksluğa meydan okuyan … tarafsızlığa meydan okuyan … kendilerini, toplumda, aktif rol oynayacak vatandaşlar olarak gören ve müşterilerini dünyadaki kendi katkılarını keşfetmeye teşvik edebilen koçlar olarak hissesenlerdir.”

Elbette, empatinin her zaman bir rolü vardır: alan açmak; sıkıntı, keder veya zorluk çekenleri mükemmel bir şekilde dinlemek gibi. İnsanların hikayelerini anlatabilmeye ve olanları  düzeltmek veya çözmek için acele etmeden duyulmaya ihtiyaçları var. Birçoğu, daha fazla seçenek ve umut doğurabilecek, beceri gerektiren sorulara da ihtiyaç duyacaktır. Usta zanaatkarlara (ve kadınlara) çok ihtiyaç var.

Mesleklerini yanlarında alarak, yol ayrımındaki diğer yolu kullanacak koçlara son derece ihtiyacımız olduğunu iddia ediyorum.

Hâlâ ısrarla düşünmekte inat ettiğim şey, hepimizin açık konuşması ve meydan okuması gerektiğidir. Koçların (ya da aslında iş liderlerinin, gazetecilerin ve halka mal olmuş kişilerin) müşterilerini (müşterileri, hayranları ve paydaşları) üzme korkusuyla politik yorumlar yapmaması veya ahlakı sorgulamaması gerektiği bahanesinin arkasına saklanabileceğimiz günler geride kaldı. Koçlar olarak rolümüz, birşeyleri  tebliğ etmek değil tabi ki de! Bizim görevimiz; sorgulamak, şeffaf hale getirmek ve gözlemlediğimiz ve dolayısıyla taraf olduğumuz şeyin değerlerini ve ahlakını incelemektir. Sessizlik suç ortaklığıdır.

Martin Luther King Jr.’ın dediği gibi: “Hayatlarımız, önemli şeyler hakkında sessiz kaldığımız gün sona ermeye başlar.”

Koçların pastoral rollerine ek olarak daha az gidilen yolu seçeceklerini ve daha şefkatli, adil ve sürdürülebilir bir dünya yaratmanın bir parçası olacağını umuyorum.

Çevirmen Notu (*) Jiminy Cricket,  Disney’in Pinokyo adlı animasyon filmine uyarladığı kurgusal bir karakter olan “Talking Cricket” (konuşan cırcır böceği) in Walt Disney versiyonudur.

YAZAR HAKKINDA

Marie, Beyond Partnership Ltd’nin kurucu ortağıdır ve AC tarafından akredite edilmiş bir yönetici koçu ve AC akredite koçluk süpervizörüdür. Koçluk ve koçluk süpervizyonu programları yürütmektedir; AC Süpervizyon Akreditasyon Değerlendirme Lideri; ve ACGSE aramalarına ev sahipliği yapan süpervizörlerden biridir. Fikir sahibi olmanın (!) yanı sıra, hem destekleyici hem de meydan okuyucudur. Tutkulu, ilişkisel ve tüm çalışmalarına mizah ve şefkat katma konusunda üne sahip biridir. Marie’nin AC bünyesinde yaklaşan iki etkinliği mevcut: Kasım ayında bir sanal koçluk süpervizyon eğitimi programı ve 2021 İlkbaharında “Güç Sahibine Gerçeği Söylemek” ‘Speaking Truth to Power’ adlı sanal bir atölye çalışması.

Yazarın diğer yazıları:

Bilgi ve Kayıt Formu